iletisim Ekibimiz Hesabiniz Sohbet Forumlar Ana Sayfa
isLamSayFasi.Com :: Başlığı Görüntüle - Hz. Peygamberin Cennetteki Arkadaşı: Hz. Ukkaşe -radiyallahu
SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   GirişGiriş

Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
Yazar Mesaj
StamCan
Moderatör
Moderatör
Avatar
Bilgiler Kayıt: 08 Kasım 2006
Mesajlar: 1602

Bağlantı

MesajTarih: Sal Ağu, 2009 21:59 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

[b]Hz. Peygamberin Cennetteki Arkadaşı: Hz. Ukkaşe -radiyallahu Anhu


Aşkın zirvesine yolculuk


Yüreğimizi çıkınımıza koyup düşüyoruz yollara. Aşkın çölde bulduğu karşılığı bir nebze olsun yaşamak istiyoruz. Sevgi gemisinden uzanan kutlu eli biz de tutmak istiyoruz. ‘En Sevgili’nin sevgisine mahzar olmuş bir aşk abidesinin makamına yolculuğumuz. Kendimizden kaçıp kendimizi bulma peşindeyiz.

Gideceğimiz yer aşkın zirvesi. Herkes vardığında kendince nasibini alacak. Herkes beklediğinin karşılığını görecek. Bizim umudumuz ‘Peygamber Mührü’nü öpmüş dudaklardan bir tebessüm alabilmek o ‘Mühr-ü Peygamber’i öpen tek kişi olan Hz. Ukkaşe'nin dudaklarından (radiyallahu anhu).


Ziyaret heyecanı


Gaziantep'le Kahramanmaraş arasında bulunan Gaziantep'e bağlı Nurdağı ilçesine 7-8 km uzaklıkta bir tepenin zirvesinde bulunan türbenin yolunu tutuyoruz. Hayatta olduğu gibi yollar virajlı… Bir Mevlevi semazen gibi etrafımızda döne döne ilerliyoruz. Her viraj dönüşümüzde biraz daha artıyor içimizdeki heyecan.

Türbenin bulunduğu tepenin eteklerine vardığımızda Arafat'a çıkan hacılar gibi zirveye ulaşmaya çalışan Hz. Ukkaşe (ra) sevdalılarını görüyoruz. Baharın yeşillendirdiği tepenin böğründe yokuşu tırmanmaya çalışan başlarındaki beyaz örtülü kadınların içlerindeki sevgi kendilerine destek veriyor.

Her gün binlerce insanın ziyaret ettiği Hz. Ukkaşe Türbesi’ne yurdun her yanından akın akın insanlar geliyor. Her birinin rengi teni ırkı birbirinden farklı ama hepsinin yüreğinde Peygamberimizden geriye kalan bir peygamber sevgilisinin makamına ulaşma arzusu var.

Yokuşu çocuk genç ihtiyar her yaştan insanla tırmanıp tepenin zirvesine varıyoruz. Zirve daha da kalabalık. Türbeye yol olmasına rağmen birçok insan araçları ile çıkarken çoğu da yürüyerek çıkıyor.

Zirve bir bayram yerini andırıyor. Hz. Ukkaşe (ra) için yapılan türbe en zirvede. Türbenin üzeri büyükçe bir yapı ile kapanmış. Kadınlar ve erkekler türbeyi ayrı kapılardan girerek ziyaret ediyor. İçeride namaz kılabilmek için bölümler var.

Huzurda…
Ziyarete gelenlerin kimisi namaz kılıp ellerini açarak dua ediyor kimisi Kur'an-ı Kerim okuyor... İçerisi bir manevi atmosferin yayıldığı duyguların feraha ulaştığı gözlerin dolduğu gönüllerin itminana ulaştığı bir mekan haline geliyor…

Türbenin hemen yanı başında bir mescit bulunmakta. Yine dışardan gelenlerin kalabileceği misafirhane var. Çok sayıda insan adaklarını gelip burada kesiyor. Bunun için kurban kesim hanesi de yapılmış.

Camii hoparlöründen sık sık türbe ziyaretlerinin adabından bahsedilip türbeye ve etrafındaki ağaçlara bez bağlanmamasından duanın Allah'a yapılması gerektiği yönünde anonslar yapılıyor.

Türbenin eteklerinde türbeye gidip ziyaretini gerçekleştirenler dualarını edenler guruplar halinde küme küme ağaçların gölgesinde yemeklerini yiyor çaylarını içiyor yada kestikleri kurbanlarını pişiriyorlar.

Türbenin eteklerine sığınmış durumda bulunan dini kitap ve hediyelik eşya satan dükkanlar da türbe ziyaretine gelenlere hizmet ediyorlar.




Hz. Ukkaşe sevgisinin tezahürleri


Kahramanmaraş ve Gaziantep'te Hz. Ukkaşe sevgisi çok gelişmiş durumda. Özellikle Kahramanmaraşlılar kandillerde dini günlerde yürekleri daralıp ferahlamak istediklerinde Hz. Ukkaşe'nin (ra) türbesinin yolunu tutuyorlar.

Kahramanmaraş ve Gaziantep'te Hz. Ukkaşe’ye (ra) duyulan sevgi erkek çocuklarının isimlerine yansımış durumda. ‘Ukkaşe’ kelimesini Türkçeleştirip ‘Ökkeş’ yapan yöre halkı çocuklarının ismini ‘Ökkeş’ koymakta. Belki abartılı olacak ama Kahramanmaraş Kalesi’ne çıkıp “Ökkeş!...” diye seslendiğinizde çok sayıda erkeğin size baktığını göreceksiniz.



Hz. Ukkaşe kimdir?


Hz. Ukkaşe'nin kim olduğunu merak edenler için ondan bahsetmekte yarar var. Yapılan araştırmalarda türbenin Resulllah (sav)’in arkadaşlarından Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi (ra) adına yapıldığı saptanmış. Bazılarına göre türbede Ukkaşe b. Mihsan'n gömülü olduğu söylense de bazılarına göre burada katıldığı bir savaşta kaybettiği parmağı yada kanının döküldüğü yer olduğu için buraya türbe yapıldığı rivayet edilmekte.

Hz. Ukkaşe hakkında özellikle Müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmamakta. Müslüman olduktan sonra ve Bedir Savaşı’ndaki başarılarından sonra kaynaklarda onun hakkında bilgiye rastlanmaktadır.

Hz. Ukkaşe (ra) Bedir Savaşı’nda çok büyük cesaret gösterdi. Savaşırken kılıcı kırıldı. Peygamberimiz (sav) kendisine bir hurma dalı verdi. Bu dal Peygamberimizin bir mucizesi olarak onun elinde kılıç oldu ve onunla savaştı. O kılıçla çok sayıda savaşa katıldığı rivayet edilmektedir.

Hz. Ukkaşe hayatta iken cennetle müjdelenen Sahabelerden. Peygamberimiz (sav) bir gün:
- Ümmetimden yetmiş bin kişi tertemiz olarak cennete girecektir buyurunca Ukkaşe b.Mihsan:
- Ey Allah'ın elçisi! Allah'a dua et de ben onlardan olayım dedi. Peygamberimiz:
- Sen onlardansın buyurdu ve ona dua etti. Bunun üzerine başka bir adam ayağa kalkarak:
- Ey Allah'ın elçisi! Cennetliklerden olmam için bana da dua et deyince Peygamberimiz:
- Bu konuda Ukkaşe seni geçti buyurdu. (1)



Peygamberlik Mührü’nü öpen tek Sahabe

Hz. Ukkaşe (ra) bir peygamber aşığı bir peygamber sevdalısı bir insan. O sevgiden dolayı Peygamberimizin kürek kemikleri arasında bulunan peygamberlik nişanesi peygamberlik mührünü öpmeyi başlarmış bir sahabe.

Fetih Suresi nazil olunca Peygamberimiz (sav) Cebrail'e:
- Ey Cebrail öleceğimi anladım buyurunca Cebrail Peygamberimize:
- Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır Rabbin sana (istediğini) verecek sen de razı olacaksın dedi (Duha:4-5).

Bunun üzerine Peygamberimiz müezzini Bilal-ı Habeşi'ye insanları cemaatle namaz kılmak üzere toplanmaları için çağırmasını emretti. Bütün Muhacir (Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlar ) ve Ensar (Medine'li Müslümanlar) Mescid-i Nebi'de toplandı. Peygamberimiz onlara namaz kıldırıp sonra minbere çıktı ve insanlara hitap etti. Peygamberimizin bu konuşması sırasında kalpler ürperdi gözler ağladı. İnsanlara şöyle dedi:

- Ey insanlar sizin için nasıl bir peygamber idim? Onu dinleyenler:
- Allah mükafatını versin çok iyi bir Peygambersin. Sen bizim için merhametli bir baba şefkatli ve öğüt veren bir kardeş gibiydin. Allah'ın sana verdiği Peygamberlik görevini yerine getirdin O'nun (Allah'ın) vahyettiğini bize ilettin bizleri Allah'ın yoluna hikmetli ve güzel sözlerle davet ettin. Allah ümmetlerine yaptıkları görev nedeni ile peygamberlere vereceği mükafatın en güzelini sana versin dediler.

Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

- Ey Müslüman topluluğu! Sizin üzerinizde bulunan hakkım ve Allah adına sizden kime bir haksızlık yapmış isem kıyamette hesaplaşıp hakkını almadan önce şimdi onun ayağa kalkıp hakkını benden almasını istiyorum.

Hiç kimse kalkmayınca Peygamberimiz bunu üç defe tekrarladı. Üçüncü defa söyledikten sonra Sahabe-i Kiram arasında bulunan ve kendisine Ukkaşe denilen yaşlı bir sahabe ayağa kalktı. Müslümanları yararak ilerledi ve Peygamberimizin önünde durdu ve şöyle dedi:
- Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi eğer ısrar etmeseydin senin karşına çıkıp bir şey istemeyecektim. Bir savaştan sonra gazilerin arasındaydım. Ayrılmak üzereyken develerimiz yan yana geldi. Devemden indim ayağını öpmek için sana yaklaştığımda değneğini kaldırdın ve sırtıma vurdun. Kasten bana mı vurdun yoksa devene mi vurmak istemiştin bilmiyorum deyince Peygamber efendimiz:

- Ey Ukkaşe sana kasten vurmaktan Allah a sığınırım. Ey Bilal git (kızım) Fatıma'ya uzun bir değnek getir dedi. Bilal-ı Habeşi (şaşkınlıktan) ellerini başının üzerine koyarak:
- O Allah'ın Peygamberi ve kendisine kısas yapılmasını istiyor diyerek Hz.Fatıma'nın yanına geldi kapıyı çaldı ve:
- Ey Peygamber'in kızı! Bana uzun bir değnek ver deyince Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma:
- Bugün ne hac günü ne de O'nun savaştığı bir gün değil babam uzun değneği ne yapacak? Dedi. Bilal-i Habeşi:
- Babanın yaptıklarından haberin yok. Allah'ın elçisi borçlarını ödüyor dünyayı terk ediyor ve kendisine kısas yapılmasını (kendisinde hakkı olanların hakların almasını) istiyor dedi. Bunun üzerine Hz. Fatıma:
- Ey Bilal Allah'ın elçisine kısas yapmayı kendisine layık gören kimdir? (Peygamberin torunları) Hasan ile Hüseyin'e haber ver. O adamın yanına gitsinler de almak istediği (hakkını) onlardan alsın. Peygamberden almasına izin vermesinler dedi.


“Cennetteki arkadaşım”


Bilal-i Habeşi mescide girip değneği Peygamberimize verince O da Hz. Ukkaşe'ye verdi. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer (r.anhum) bunu görünce ayağa kalktılar ve:
- Ey Ukkaşe! İşte önündeyiz Hakkını bizden al. Peygamberden alma deyince Peygamber Efendimiz:
-Bırak ey Ebubekir sen de bırak ey Ömer Allah sizin değerinizi ve makamınızı biliyor dedi.

Bunun üzerine Ali b. Ebu Talip (Hz. Ali) ayağa kalktı ve:
- Benim hayatım Allah'ın elçisinin hayatının önündedir. İşte sırtım hakkını kendi elinle benden al ve bana (O'nun yerine) yüz sopa vur. Allah'ın elçisinden alma deyince Peygamberimiz:
- Otur ey Ali. Allah senin değerini ve niyetini biliyor buyurdu. Sonra Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin kalktılar ve:
- Ey Ukkaşe! Sen bilmiyor musun biz Allah'ın elçisinin torunuyuz. Hakkını bizden alman Peygamberden alman gibidir deyince Peygamber Efendimiz:
- Gözümün nuru torunlarım siz de oturun Allah sizi burada unutmamıştır (sizin de niyetinizi ve değerinizi bilmektedir). Sonra Peygamber Efendimiz (sav) Ukkaşe'ye:

- Ey Ukkaşe vuracaksan vur deyince Ukkaşe (ra):
- Ey Allah'ın elçisi bana vurduğunda benim üzerimde elbise yoktu deyince Peygamberimiz sırtını açtı.

Sahabeler yüksek sesle ağlıyorlardı. Hz.Ukkaşe Peygamberimizin beyaz sırtına baktı. Sanki sırtı Mısır'da dokunan ince ve beyaz ketenden dokunmuş kumaş gibiydi fazla ilgilenip zaman kaybetmeden sırtını öptü ve şöyle dedi:

- Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi sana kısas yapmaya kim cür'et edebilir? Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) :

- Ya hakkını alman için gerekeni yap yada affet deyince Hz. Ukkaşe:
- Kıyamet gününde Allah'ın beni affetmesini umarak sizi affediyorum dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav):
- Kim cennetteki arkadaşımı görmek isterse bu adama baksın dedi.

Sonra (orada bulunan) bütün Sahabe-i Kiram ayağa kalktılar ve alnından öperek:
- Seni tebrik ederiz çok büyük bir mertebeyi ve Peygamberin cennetteki arkadaşlığını elde ettin dediler." (2)

Her gün yüzlerce insanın gurup gurup Ziyaret ettiği bu türbe Hz. Peygamberden geriye kalan hatıralara insanımızın sahip çıkışının da bir göstergesi.

İnsan Hz. Ukkaşe'nin makamına varınca Hz. Peygamberin sırtındaki Peygamberlik Mührü’nü öpmeyi başarmış Hz. Ukkaşe'nin dudaklarından bir tebessüm arıyor.



Nasıl gidilir



Hz. Ukkaşe Türbesi'ne farklı yollardan gidilebilirse de Gaziantep'in Nurdağı ilçesinden gidilmesi en uygunudur. Türbe ilçe merkezine 8 km. uzaklıktadır. Guruplar halinde gidilebileceği gibi ferdi olarak da gidilebilir. Türbe merkezine araçla çıkılabilmektedir.


KAYNAKLAR
1- El-İstiab 3/1081 Madde:1837 Buhari Tıb.17 Müslim İman317.
2- El - İsbahani Hilyet-ül Evliya 4/ 73

[/b]



Kalem eğri dilli, mürekkep siyah yüzlü, kağıt iki yüzlü, şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem kılayım..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Sponsor Linkler
Sponsor üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: Çok Eskiden
Mesaj: Sürekli Yazıyo
Nerden: Türkiye
Bağlantı

Tarih: Reklam Alanı - Bu Alana Reklam Vermek İçin Bizimle İrtibata Geçiniz... Başa dön



Sitemize Destek Olmak İçin (Kitap) Reklamlarına Her Gün Bir Defa Tıklayın...

WwW.isLamSayfasi.Com
gemi
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 04 Aralık 2006
Mesajlar: 559
Nereden: İstanbul
Bağlantı

MesajTarih: Çrş Ağu, 2009 19:15 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Teşekkürler StamCan ..Okurken gözlerim doldu bende oraya gitmeliyim dedim..ama türbenin orada olduğunu bilmiyorum öğrediğim iyi oldu sağol..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
StamCan
Moderatör
Moderatör
Avatar
Bilgiler Kayıt: 08 Kasım 2006
Mesajlar: 1602

Bağlantı

MesajTarih: Cum Ağu, 2009 0:27 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Ben teşkkr ederim canım. Ben de bu yazıdan sonra öğrendim bunu. İnş bir gün nasip olur da gideriz...
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:       
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder

Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group
NurluYuz ..::(¯`·» I S L A M L I S T E «·´¯)::.. web siteleri


isLamSayfasi.Com sitesi Dünyada Kaçıncı Sırada isLamSayfasi.Com sitesinin Tüm İçeriği Googlede
|islam |Site Haritası |RSS |ilahiler |ilahiler dinle |makale |dizi fragmanları |ben 10 oyunları |sevdayahasret |kuran hatim |
Hakkımızda
Kullanim Kosullari & Gizlilik Bildirimi
Web sitemiz PHP-Nuke © 2006 kodlarina sahiptir.
www. I S L A M S A Y F A S I .com ™
 ©  2005 - 2009