iletisim Ekibimiz Hesabiniz Sohbet Forumlar Ana Sayfa
isLamSayFasi.Com :: Başlığı Görüntüle - yemekleri kapı önünde bekleyen po­lislere ver...
SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   GirişGiriş

Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
Yazar Mesaj
sedahan
Moderatör
Moderatör
Avatar
Bilgiler Kayıt: 16 Şubat 2008
Mesajlar: 611
Nereden: ŞANLIURFA
Bağlantı

MesajTarih: Cum May, 2009 9:06 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Gençlik Rehberi adlı eserinden dolayı aleyhinde dava açılmış ve İstanbul’a gelmesi istenmişti. Mahkemenin davetine icabet ederek İstanbul’a gelmiş ve bir otele yerleşmişti. Kapıda iki polis sürekli nöbet tutuyordu.

İstanbul’a geldiğini duyan herkes onu ziyarete gelmek istiyor ve zor da olsa bir fırsatını bulup duasını alıyordu. Özellikle üniversite talebelerinden onu görmeye gelenler çoğunluktaydı.

Kendisine muhabbet besleyen bir aşçı da ona her gün üç öğün yemek yapıyor ve gönderiyordu. Her seferinde teşekkür ediyor ve geri çeviriyordu.

Birgün aşçı elinde sefertasıyla yine geldi. Birkaç çeşit yemek yapmıştı. Bu sefer kendi elleriyle yaptığı yemeği mutlaka Bediüzzaman’a ikram etmek, onun hayır duasını almak istiyordu.

Bediüzzaman:

“Kardeşim Allah razı olsun, ben zaten pek bir şey yiye­mi­yorum. Bir yumurta, bir dilim peynir ve birkaç tane zeytin bana günlerce yetiyor.”

Aşçı bir defa daha geri çevrilmenin üzüntüsüyle ne diyeceğini bilemedi.

Bunu farkeden Bediüzzaman aşçının da gönlünü alacak şu teklifte bulundu:

“Peki kardeşim, bu yemekleri kapı önünde bekleyen po­lislere ver. Benim yerime onlar yesinler. Onlar çok zahmet çekiyorlar.”


(Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler-1 kitabından)



"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum''
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Sponsor Linkler
Sponsor üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: Çok Eskiden
Mesaj: Sürekli Yazıyo
Nerden: Türkiye
Bağlantı

Tarih: Reklam Alanı - Bu Alana Reklam Vermek İçin Bizimle İrtibata Geçiniz... Başa dön



Sitemize Destek Olmak İçin Reklamlara Her Gün Bir Defa Tıklayın...

WwW.isLamSayfasi.Com
GENERAL
Mavi Üye
Mavi Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 20 Nisan 2006
Mesajlar: 51
Nereden: İSTANBUL
Bağlantı

MesajTarih: Prş Eyl, 2009 23:56 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Üstad olmak, Bediüzzaman olmak...

Rabbim razı olsun sedahan kardeşim...
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
damlaaa
Efsane Üye
Efsane Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 03 Kasım 2006
Mesajlar: 1736

Bağlantı

MesajTarih: Cum Eyl, 2009 3:44 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

gerçekten çok güzelmiş Allah razı olsun..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
cerenimo
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 13 Şubat 2007
Mesajlar: 904

Bağlantı

MesajTarih: Cum Eyl, 2009 10:55 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Anlayamadığım bir şey var. Bugün ülkemizde Bilinen ve Bilinmeyen
Cemaatler,Tarikatler sayıları yüzlerce veya binlerce..İşte kardeşimiz
Allah dostu Bediüzzaman Hazretlerinin hayatından bir kesit aktarmış
bizlere..Bu ve buna benzer örnekler açık ve seçik ortadayken, Biz
O günleri yaşayan büyüklerle, Bugünleri yaşayan büyüklerimizi
kıyaslaya biliyormuyuz acaba? Onların ve talebelerinin hayatları ve
yaşamları ortada!! Bugünkülerinde!!! Bunu, ayırt etmeksizin ve sami
mi duygularımla, isim vermeden, tamamını kapsayacak şekilde
soruyorum? cevabını da buraya yazmanızı istemiyorum!!

Şayet kendi kendinize,analiz yaptıktan sonra vereceğiniz cevap,

"Evet, benim bağlı olduğum cemaat,tarikat,hareket,hocalar,şeyhler
vs. sancağı devir aldıkları büyükleri gibi yaşıyor!" ise doğru yoldasınız.

"Hayır...." ise, Allah sizi Hayırlarla karşılaştırsın..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ahdupeyman
Yeşil Üye
Yeşil Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 29 Ağustos 2009
Mesajlar: 243
Nereden: Rize
Bağlantı

MesajTarih: Cum Eyl, 2009 21:35 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

amin...

gerçekten çok güzelmiş Allah razı olsun..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
GENERAL
Mavi Üye
Mavi Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 20 Nisan 2006
Mesajlar: 51
Nereden: İSTANBUL
Bağlantı

MesajTarih: Cum Eyl, 2009 23:04 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Değerli cerenimo kardeşim,

Yazıma Efendiler Efendisi (s.a.v.)'nin bir Hadis-i Şerif'i ile başlayayım;

Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;
Sürüden ayrılan koyunu nasıl kurt kaparsa, Cemaatten ayrılan insanıda öğle şeytan kapar... Bu cemaatlerin önemini azda olsa anlamanızı sağlar. Buna camide namaz kılan cemaat vede Allah yolunda nefsi ile cihat eden cemaatler de dahil...Niye o zaman ki Allah dostları ve şimdiki onların yolunda gitmeye çalışan Müslümanları kıyaslayarak bir fitne tohumu ekilmesine vesile olmayalım..


Hiçbir cemaat veya tarikat ehli dememiştir ve diyemezki, ben benden öncekilerle aynı makam ve mertebedeyim.. Bu telafuzu ne o cemaatin başındakiler nede talebeler der. Kimseninde böyle bir derdi de yok zaten..Örneğin Bediüzzaman Hz.lerinin yolunu takip eden Nur Talebeleri, Bediüzzaman olmak için mi Risale-i Nur okur? yoksa böyle bir Allah dostundan faydalanarak hata ve kusuratını düzeltebilmek için mi?.. bu birinci husus..

Diğer bir husus, Risale-i Nur talebeleri sadece Risale-i Nur okur (Kur'an, Hadis vs. okumaz mı? deyipte fitneyi artırmayalım lütfen) Başımız da da ne bir şeyh nede bir hoca vardır..Bediüzzaman Hz'leri bile ben sizin şeyhiniz veya hocanızım dememiştir.Ben sizin desr arkadaşınızım, ben kendi nefsime okuyorum isteyen benle beraber bunu dinleyebilir. demiştir..

Örneğin; Bir Nur Cemaati içerisinde sohbet yapan kişiye en hafifinden asla hoca diyemezsin. Kaç yaşında olursa olsun. Hitap üslubu şu dur; büyükler abi, küçükler kardeştir.Bu abi kardeşler bir araya gelerek Allah (c.c.)'ın ilmini öğrenmeye çalışırlar. Bunun neresi garip...


Sen bu soruyu sorarken cemaatlere olan hoşnutsuzluğundan soruyorsun.Yoksa şimdikiler öncekiler gibi değil diye sormuyorsun...

Çok şeyler anlatmak isterim.Hatta canlı olarak görüşmek isterim seninle ama imkanlar el vermiyor vede yazı ile insan duygularını anlatamıyor...

Sadece sana bu aciz kardeşinden bir nasihat olsun. Ön yargılı olma, araştır ve ondan sonra fikir sahibi ol..Kulaktan dolma konularla tartışarak husumet ortamı oluşturmayalım... Burada ki insanların tek amacı var Rıza-ı İlahi... varmı başka sebep? yok bırak kim ne yaparsa yapsın..


Bediüzzaman hz'lerinin bir sözü ile kelimelerime nihayet veriyorum..

Üçüncü Düstur: Adavet (düşmanlık) etmek istersen, kalbindeki adavete adavet et; onun ref'ine çalis Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmarene ve heva-i nefsine adavet et, islahina çalis O muzir nefsin hatiri için, mü'minlere adavet etme Eger düsmanlik etmek istersen; kafirler, zindiklar çoktur; onlara adavet et Evet nasilki muhabbet sifati, muhabbete layiktir; öyle de adavet hasleti, her seyden evvel kendisi adavete layiktir...


Vesselam..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
theyusuf
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 11 Eylül 2006
Mesajlar: 636
Nereden: hatay
Bağlantı

MesajTarih: Cum Eyl, 2009 23:52 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

general abi yada kardeş bu hadisi de nerden buldun. bu arada cerenimo benim karşılaştığım hayırlar tavan yaptı bilesin.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
GENERAL
Mavi Üye
Mavi Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 20 Nisan 2006
Mesajlar: 51
Nereden: İSTANBUL
Bağlantı

MesajTarih: Cmt Eyl, 2009 0:15 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

“Şeytan insan kurdudur; sürüden ayrılan, tek başına kalan koyunu dağdaki kurt nasıl kaparsa, cemaatten ayrılan kimseyi de şeytan öylece kapar” (Ahmed, Tabaranî)

Mübarek yeterli mi bu cevap...
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
GENERAL
Mavi Üye
Mavi Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 20 Nisan 2006
Mesajlar: 51
Nereden: İSTANBUL
Bağlantı

MesajTarih: Cmt Eyl, 2009 0:19 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

Tasavvuf ve manevi terbiyeden kaçanlar, meşhur bir sözle uyarılırlar: “Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır.” Büyük veli Beyazid-i Bistamî (K.S.)’ye ait bu söz, doğrusu hassas bir konuya işaret ediyor. Öyle ya; eğer bu ifade dinî bir delile dayanıyorsa, gerçek bir mürşidin talebesi olmayan herkesin durumu yeniden gözden geçirilmeye muhtaç….

Eğer bir tecrübe ve gözleme dayanıyorsa, tecrübe bir ilimdir, ve bir hakikat payı aranması gerekir. Bu sık kullanılan ifade, “bir mürşidin elinden tutanlar şeytanın elinden kurtulmuş mu oldular? Biz öyle şeyhleri gördük ki, şeytanı hiç aratmıyorlar! Hem iyi de olsa şeyh bir peygamber mi ki, ona uymayanlar iflâh olmasın? Biz Kur’an ve Sünnet’ten başkasına uymayız” itirazıyla karşılanagelmiştir.


Bu meselenin iç yüzünü incelemek için şüphesiz en doğru yol, konuyu yanılmaz iki şahidin, yani Kur’an ve Sünnet’in ölçülerine göre ele almak…
Önce şunu belirtelim ki tasavvuf ehli, mürşid deyince gerçekten kendisine uyulmaya layık bir Allah dostunu kasdederler.


Gerçek mürşid alimdir, ariftir, takva ve edebte zirvedir, nur ve feyiz sahibidir. Ayrıca insan terbiyesinde ehliyetli ve irşad işinde izinlidir. Hz. Peygamber (A.S.)’in vârisidir. Çünkü kendisi terbiye olmamış bir kimsenin başkasını terbiye edemeyeceği açıktır.
İkinci olarak, mürşid deyince tek bir insan değil, o insanının etrafında toplanmış, gönlünü ve yönünü Allah’a çevirmiş bir cemaat akla gelmelidir.
Çünkü gerçek mürşid, takva yolunda bir imamdır ve kendisine uyanlar için emin bir rehberdir. Böyle bir mürşidin elinden tutan kimse, aynı zamanda birçok mümin kardeşiyle Allah yolunda el
ele tutmuş demektir. Şeytana karşı bu ne büyük bir kuvvet ve ne sağlam bir siperdir!
Kâmil mürşidden kaçmak, böyle bir cematten uzaklaşmak ve dini yalnız başına yaşamaya çalışmak demektir. Bu ise ne kadar zevksiz bir iş ve desteksiz bir gidiştir! Tasavvuf, topluca tevbe etmek,
birlikte zikretmek, şeytanlara karşı birleşmek, hak için birbirini desteklemek ve cemaat halinde Allah yolunda yürümektir.
Kur’an’ın ve Rasulullah’ın uyarıları

“Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” sözü, Hz. Kur’an’a aykırı değildir; aksine birçok ayet tarafından desteklenmektedir. Çünkü, tek başına kalan bir kimesenin insan ve cin şeytanlarına yem olacağına Kur’an’daki pek çok ayet işaret etmektedir.
Allahu Tealâ, kendi yolunda topluca hareket etmemizi emrediyor. Parçalanmayı, dağılmayı, tek başına kalmayı yasaklıyor (Al-i İmran/102-103).
Bunun, düşmanlar karşısında zayıflık ve mağlubiyet sebebi olacağını belirtiyor (Enfal/46).
Cenab-ı Hak hepimizi gerçek takvaya çağırıyor ve bunun için sadık kullarla beraber olmamızı istiyor (Tevbe/119).


Allah’ın zikrinden kaçanların şeytanın kucağına düştüğünü de Kur’an-ı Kerim şöyle ifade ediyor:
“Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden gafil kalırsa, biz ona bir şeytan musallat ederiz; o şeytan ondan hiç ayrılmaz. Bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar, onlar ise kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf/36-37)
“Rehberi olmayanın, tek başına kalanın rehberi şeytandır” sözü, bir çok hadis-i şerifin ortak manasını da ifade etmektedir. Şöyle ki, Rasulullah (A.S.) Efendimiz, şeytanın insan kurdu olduğunu, herkese pusu kurduğunu ve cemaattan ayrılan, tek başına kalan kimseyi kolayca yuttuğunu haber veriyor. İşte Rahmet Peygamberi’nin uyarıları:
“Şeytan insan kurdudur; sürüden ayrılan, tek başına kalan koyunu dağdaki kurt nasıl kaparsa, cemaatten ayrılan kimseyi de şeytan öylece kapar.” (Ahmed, Tabaranî)
“Sizin cemaat halinde bulunmanız gerekir. Ayrılıktan, tek başına kalmaktan sakının. Şüphesiz şeytan tek başına kalanla beraberdir. O, (Allah için beraber olan) iki kişiden uzak durur.” (Tirmizî, Ahmed, Hakim)
“Şüphesiz Allahu Tealâ, ümmetimi sapık fikir ve fitne üzerinde bir araya getirmez. Allah’ın eli (rahmet ve desteği) cemaatin üzerindedir. Kim cemaattan ayrılırsa ateşe düşer.” (Tirmizî, Tabaranî)
Bu mealdeki hadislerin ortak manası ve uyarısı şudur: Dini tek başına yaşamaya kalkmayın. Allah yolunda birlik olun, alimlere uyun, takva üzere giden cemaata sımsıkı yapışın. Tek başına kalanın kalbini şeytan sarar, yolundan alıkoyar ve kolayca zarara sokar. Bu düşmana karşı birlik kalesine girin, Allah sevgisini siper edinin ve ölene kadar böyle gidin. Emniyetiniz budur. Şu halde “başında bir rehberi olmayanın rehberi şeytandır” sözü Kur’an ve Sünnet’e aykırı değildir.
Tecrübeler de onu desteklemektedir. Bir üstada gitmeden, alim bir rehberi bulunmadan, peygamberlerden başka kâmil olan kimse yoktur. Maddi sanat ve fenlerde de durum aynıdır. Başında bir usta olmadan hiçbir çırak, kolay kolay usta olamaz. Arifler demişlerdir ki: “Kendi başına büyüyen ağaç yaprak açar, fakat meyve vermez. Verse de meyvesi yenmez. Bir edeb ehlini görmeyen gerçek edeb nedir bilmez. Bildikleri de kendisine yetmez.”
Kur’an ve Sünnet’i rehberle yaşamak


Bazıları, “Biz Kur’an ve sünnete uyduktan sonra niye sapıtalım ki? Bizim emniyetimiz mürşide değil, Kur’an ve Sünnet’e uymaktır. Mürşide ve müridlerine lazım olan da bu değil mi?” diye soruyorlar.
Evet, hepimiz içimiz ve dışımızla ilahi hükümlere uymakla mükellefiz. Kâmil mürşidlerin bundan başka bir hedefi yoktur. Bütün mesele, her durumda Kur’an ve Sünnet çizgisinde giden Allah adamı olabilmektir. Buna ihsan makamında kulluk denir. Acaba bunun en güzel yolu nedir? Sadece okumak mı, yoksa yolu bilene uymak mı? Mesafesi uzun, engelleri çok, tehlikeleri fazla, her yanı gizli düşmanlarla çevrili bir yolu, sadece tarifle mi gitmek emniyetlidir, yoksa yolu bilen bir rehberle mi?
Bu yol, insanın benliğini aşıp hakikatına ulaşma yoludur. Bu yoldaki en büyük engel insanın nefsidir. Bu yol, Alemlerin Rabbi’ne gerçekten kul olma yoludur. Onun etrafı düşmanlarla
doludur. Yalnız gidilmez, yol çok uzundur.
Şeytandan yakayı sıyırmak mümkün mü?
Kur’an-ı Hakim bildiriyor ki, şeytan, ölene kadar hiç kimseden elini çekmez, ümidini kesmez, Bunun için yemini vardır (Sa’d/80-83).
O peygamberlere bile hile yapmak ister, ancak Allah’ın nuru onu engeller (Hac/52).
Kâmil mürşidler şeytanın baş düşmanıdır; onlara yanaşmak ister, karşısında yine ilahi nuru bulur; siner, kaçar. Çünkü, onlar Alemlerin Rabbi’ne teslim olmuşlardır. O da onları özel himayesine almıştır (Nahl/99, İsra/65).
Şeytanın şerrinden peygamberler ve veliler ancak Allah’ın yardımıyla emin oldular. Yolu bir kere Mekke’ye, beş defa tekkeye uğrayan bir müslüman ondan kurtulduğunu nasıl düşünebilir?
Mürid, Allah’a yönelen kimse demektir. Şeytan en fazla bu kimselerle uğraşır. Bunun için her yolu dener. En iyi yaptığı iş vesvese vermektir. Açıkça günaha sokamadığı müridi, yaptığı hayırlı amelleri ile azdırmaya çalışır. Ancak, mürşidine ve cemaatine bağlı sadık bir müridin bir tane şeytanı varsa, binlerce dostu ve yardımcısı mevcuttur. Onların bereketiyle hastalığını anlar, ilacına koşar. Ancak, kalbini değil cebini düşünen, din değil dünya derdine düşen, niyeti sakat olduğu halde sadık görünen kimseler, şeytanın maskarası, müslümanların yüzkarasıdır. Bunlar mürşid değil şeytandır, mürid değil, münafıktır. Ve onlar bizim konumuz dışındadır. Tek başına hakikatı arayan kimse yorulur, çoğu zaman şeytanın oyuncağı olur. Şeytan bu insana açıktan günah işletemez ise, yaptığı hayırlara yönelir. Bu yolla mümini zarara sokmaya çalışır, bunu da genelde başarır. Şeytan ilim sahiplerine daha çok gizli günahları işletir. Onu gösteriş, kin, kibir, hased, gaflet, eşyaya aşırı muhabbet, makam hırsı, kendini beğenme, ameli ile övünme, insanları küçük görme gibi tesbiti güç, tedavisi zor günahlara daldırır. Başında bir mürşidi, çevresinde kendisini uyaracak kardeşleri olmayan kimse, asıl halini anlamadan ve bir çaresine bakamadan ölür gider. Sonuçta insan ağlar, şeytan güler.


Dr. Dilaver Selvi
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ahdupeyman
Yeşil Üye
Yeşil Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 29 Ağustos 2009
Mesajlar: 243
Nereden: Rize
Bağlantı

MesajTarih: Cmt Eyl, 2009 17:46 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

allah cc razı olsun general cok güzel anlatmıssın...
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
theyusuf
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 11 Eylül 2006
Mesajlar: 636
Nereden: hatay
Bağlantı

MesajTarih: Pzr Eyl, 2009 5:29 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

ben genede allahın mümin kullarından olmak için cemaate ihtiyaç görmüyorum. suçuda hep şeytana atmayalım lütfen.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
GENERAL
Mavi Üye
Mavi Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 20 Nisan 2006
Mesajlar: 51
Nereden: İSTANBUL
Bağlantı

MesajTarih: Pts Eyl, 2009 0:11 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

yuziap demiş ki:
ben genede allahın mümin kullarından olmak için cemaate ihtiyaç görmüyorum. suçuda hep şeytana atmayalım lütfen.


Olabilir tabi kardeşim..Haşa kimsenin sen bir cemaate bağlı değilsin bu yüzden senin imanından veya ahiretinden şüphe ederim demeye hakkı yok...Allah muhafaza ona bu uyarıyı yaparken kendisi dinden çıkarda haberi olmaz..Biz sadece burada cemaatlerin önemini anlatmaya çalıştık...Hepsi bu..

Senden ve cerenimo kardeşimden ricam.Bir konu tartışırken doğrusunu bilmeden karşı tarafa suç isnad etmeyelim..


yuziap demiş ki:
general abi yada kardeş bu hadisi de nerden buldun...


Böyle bir soru yerine "General kardeşim kaynak gösterebilir misin?" desen daha hoş olurdu...

cerenimo kardeşim ve sen biraz sert giriş yapmışsınız sanki insanları dinden çıkarmaya çalışıyoruız gibi bir atıf var..

İşte o beyenmediğiniz cemaatlerden "Nur Cemaati" Bediüzzaman Hz.'lerinin sadece bu sözünü düstur edinseydik biz şuan burada birbirimize değilde önce kendi nefsimize sonrada din düşmanlarına adavet (düşmanlık) ederdik...


Üçüncü Düstur: Adavet (düşmanlık) etmek istersen, kalbindeki adavete adavet et; onun ref'ine çalis Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmarene ve heva-i nefsine adavet et, islahina çalis O muzir nefsin hatiri için, mü'minlere adavet etme Eger düsmanlik etmek istersen; kafirler, zindiklar çoktur; onlara adavet et Evet nasilki muhabbet sifati, muhabbete layiktir; öyle de adavet hasleti, her seyden evvel kendisi adavete layiktir...

Hakkınızı helal edin mübarekler, biz Müslümanız (Elhamdulillah) nereden veya kimden olursa olsun...

Saygılarımla..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Ef__Sun
Yeşil Üye
Yeşil Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 29 Ağustos 2009
Mesajlar: 127

Bağlantı

MesajTarih: Pts Eyl, 2009 6:44 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

sedahan paylaşımınız için teşekkürler...
Sadece şunu söylemek istiyorum tarikat Allah'a giden yol demek bırakın kim kimle ve nasıl gitmek istiyosa gitsin bu kimseyi ilgilendirmez we günümüzdeki Allah dostlarının nasıl yaşadığını bilmeden de yorum yapmamız doğru olmaz....



__KONUŞSAM TESİRİ YOK SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL__
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
theyusuf
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 11 Eylül 2006
Mesajlar: 636
Nereden: hatay
Bağlantı

MesajTarih: Sal Eyl, 2009 22:38 pm Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

bu düşmanlık kısmını anlamadım. senin gibi düşünmeyen herkesi kendine düşman bellersen sonu nereye varır. evet hepimiz müslümanız ama öne geçenlerimizde var geride kalanlarımızda.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
mahsunkul
Deneyimli Üye
Deneyimli Üye
Avatar
Bilgiler Kayıt: 30 Eylül 2009
Mesajlar: 328

Bağlantı

MesajTarih: Prş Ekm, 2009 3:25 am Alıntıyla Cevap Ver Başa dön

bende cemaatin veya tarikatin şart/farz olmadığını düşünenlerdenim. zamanında bende çeşitli cemaat/tarikatlara gittim. ama çok kısa süre. hatta bi ara bi nurcu cemaatinde imam gazali'den bahsettiğim için tabiri caiz ise beni dövüyolardı.

orda abi dediklerinden seçkin birinin söylediği şu söz benim bu cemaatten soğumam için yetti. " devir Kuran-e kerim, gazali, rabbani vb okuma devri değil, risalei nur devri, bugün senin kuran-e kerimden istifade edebileceğin ayet sayısı 32 ayettir. (30 lu bi rakam söylemişti33 mü 35 mi unutmuşum ).

ama adam risalei nuru ezberlemişti helal olsun, bi cümle okuyor ve yarım saat açıklama yapıyodu. lakin abdesti bozan haller nelerdir, vahdeti vucud nedir, imam teymiyye kimdir gibi sorular sorsan bilmez..



Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır.
Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Mesajları göster:       
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder

Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group
Dini100.Net NurluYuz web siteleri


islamic Port isLamSayfasi.Com sitesi Dünyada Kaçıncı Sırada isLamSayfasi.Com sitesinin Tüm İçeriği Googlede
[ slam| Kuran-ı Kerim |hadis| Resim Galerisi |islami Sohbet| Site Haritası |archive| RSS |ilahiler| islam dini |ilahiler dinle| |Spamla Savaş!] |Rüya Tabirleri| islami sohbet| ilahiler|
Hakkımızda
Kullanim Kosullari & Gizlilik Bildirimi
Web sitemiz PHP-Nuke © 2006 kodlarina sahiptir.
www. I S L A M S A Y F A S I .com ™
 ©  2005 - 2009