Ne Zamana Kadar Ey Müslümanlar,
3 Günden Fazla Geçmesi Haram İken Bir Halife Nasbedilmeden 31.410 Gün Geçti
H. 17 Rabi-ul Evvel 1431
M. 03 Mart 2010
Bugün, başta İngiltere olmak üzere sömürgeci kafirler tarafından Hicri 28 Recep 1342 el-muvafık Miladi 3 Mart 1924 günü Hilafet'in elim yıkılışının miladi 86. yıldönümüdür.
İşte o gün, alemlerin Rabbi olan 'ın dini İslam'ın hayat, devlet ve toplum sahasında tatbik ve infaz mevkiinden uzaklaştırılarak yerine kokuşmuş küfür kanunlarının getirildiği, hakkın gözlerden kaybolup batılın gün yüzüne çıktığı gündür.
İşte o gün, tek bir vücut olan İslam ümmetinin yetim kaldığı, farzların tacı olan kalkanlarını kaybettiği, bölük pörçük olduğu, hallaç pamuğu gibi dört bir tarafa savrulduğu, çil yavrusu gibi dağıldığı, sersefil olup izzetini ve şerefini kaybettiği gündür.
İşte o gün, tek bir bütün olan İslam beldelerinin elli küsur kartoncuk devlete parçalandığı, her birine daha önce duyulmamış garip garip isimlerin verildiği, bir daha birleşmemeleri için aralarına suni sınırların ve tel örgülerin çekildiği hatta mayınların döşendiği, her birinin başına sömürgeci kafirlerin uşakları olan ruveybida ve sefih yöneticilerin atandığı gündür.
İşte o gün, Türkiye'deki Müslüman halkın bir gecede dininden uzaklaştırıldığı, dilinin değiştirildiği, sağdan sola yazarken soldan sağa yazmaya başladığı, özgün kültürü ve şanlı tarihi ile olan bağlarının koparıldığı, İslami adetlerinden, geleneklerinden, örflerinden uzaklaştırıldığı gündür.
İşte o gün, hayrın ve nurun öncüsü, gecenin ayı, gündüzün güneşi olan Hilafet'in yok olmasıyla insanlığın cehalete, krizlere, karanlığa gömüldüğü, bir uçurumdan diğer uçuruma düştüğü, dalalet kapılarının açıldığı, verimsiz senelerin başladığı, tarihin kara sayfalara büründüğü gündür. İşte o gün... İşte o gün... İşte o gün...
Ey Müslümanlar!
İşte tüm bu gerçekleri ve şu an içerisinde yaşadığınız bozuk vakıayı görmenizden sonra; İslam'ı hayat, devlet ve toplum sahasında tekrar tatbik mevkiine getirecek, sizleri tek vücut yapacak, suni sınırları kaldırarak İslam beldelerini birleştirecek, yaşadığınız mevcut toplumu İslami bir topluma dönüştürecek, insanlığı gark olduğu zulümattan ve dalaletten çıkararak hidayete ve nura taşıyacak ve sizleri geçmişte olduğu gibi bugün de insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet haline getirecek olan Hilafet'i yeniden kurmak için daha kaç üç gün geçmesi gerekiyor?
إنما الإمام جُـنَّـةٌ يقاتل من ورائه ويتقى به "İmam [Halife] ancak bir kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur."
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmî Sözcü Yardımcısı
Türkiye Vilâyeti
Cenab-ı Hak razı olsun kardeşim,islamiyet adına gerekli bir konuya değinmişsin,yazdıklarınızın tek bir kelimesinde yanlış yok,sizi canı yürekten destekliyorum,şimdi bu konuyu şu açıdan ele alalım;
hilafet,'ın emirlerini uygulayıp,yasaklarından men etmek.zulm ve anarşinin ortaya çıkmasına meydan vermemek,hak ve adaleti ayakta tutmak için bir lider lazımdır.Hilafetin kurulması tüm dünya müslümanlarına farzdır,bu tıpkı 'ın farzlarından biri gibi farzdır,hilfetin kurulmasında en ufak bir ihmal dahi büyük bir günah ve isyandır,buna dair bir hadisi şerif;
"Kim 'a dair itaatten elini çekerse,kıyamet gününde lehine hiç bir delil bulunmaksızın,u Teala'yla karşılaşacaktır,kim de boynunda halifeye biat olmadan ölürse cahiliyye ölümü ile ölür."(müslim)
bilindiği gibi son halife 2.Abdülmeciddir, 3 Mart 1924 te halifelik kaldırılınca Abdülmecid isviçreye sürgün ediliyor ve Pariste vefaat ediyor,islam ülkesi olan Türkiye kendi halifesinin cenazesini bile kabul etmezken,hilafet nasıl kurulsun,hilafetin kurulması için şeriat-ı islamimeyeyi,hak ve adaleti uygulayacak bir halife mutlak şarttır,halifesiz hilafet olmaz,ve biz Türkiye'de yaşıyoruz kardeşim,
Bugün müslümanlar kan ağlıyorsa, şeriat-ı Muhammediye'nin,şeriat-ı islamiye'nin uygulanmamasından ileri geliyor,şimdi Türkiye'de bütün müslümanlar ayaklansalar "hilafet istiyoruz"deseler bu kabul görecek mi?kesinlikle hayır!halifesiz hilafet olmayacğı için , biz müslümanlara düşen; emr-i bilmaruf, nehy-i anilmünkerdir.
Hişam b. Urve, Ebu Salih ve Ebu Hüreyre kanalıyla Rasul (s.a.v)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Benden sonra sizi bir takım idareciler idare edecektir. Takvalı idareci sizi takva ile, facir (günahkâr) idareci sizi facirce idare edecektir. Hakka uygun olan hususlarda onlara itaat edin. Bu yöneticiler iyilik yaparsa sizin lehinize, kötülük yaparlarsa hem sizin hem de kendi aleyhlerinedir." (Müslim)
"El A'rac'tan o da Ebu Hüreyre'den rivayetle Nebi (s.a.v) dedi ki: "Muhakkak ki imam (Halife) kalkandır. Onunla savaşılır ve korunulur." (Müslim )
Hamd olsun şu an başımızdaki idareciler hiç olmazsa namazı ikame eden",la ilahe illallah,muhammedun resulullah"diyerek islam dinini hatırlatan idarecilerdir,(her ne kadar hilafeti,şerati koruyamasalarda)islam dinini yaşanmasına engel olmadığı sürece hiç bir idareciye baş kaldırılmaz.yukarıdaki ayet bunu açıklıyor
"Kim emirinden (idarecisinden) hoşuna gitmeyen bir şey görürse sabretsin. Çünkü insanlardan kim olursa olsun sultadan (Halife’nin otoritesinden) bir karış uzaklaşırsa o kişi ancak cahiliye ölümü ile ölür." (Müslim)
"Ey iman edenler! 'a itaat edin, Rasul'e ve sizden olan ulü'l-emre itaat edin." (Nisa 59)
Müslim'in Avf b.Malik El Eşcai'den rivayet ettiği Rasulullah (s.a.v)'in şu sözü de bu konuda bize fikir vermektedir:
"Sizin hayırlı imamlarınız şunlardır: Siz onları seversiniz onlar da sizi severler. Siz onlar için dua edersiniz, onlar da sizin için dua ederler . Şerli imamlarınız ise sizden nefret ederler siz de onlardan nefret edersiniz, siz onlara lanet edersiniz onlar da size lanet ederler." Denildi ki; "Ya Rasulullah onlara kılıçla karşı çıkmayalım mı? Dedi ki: "İçinizde namazı ikame ettikleri sürece hayır." (Müslim)
Bişr İbni Ubeydullah El Hadrami, Ebu İdris El Hulani'nin Huzeyfe İbn El Yeman'dan şu hadisi işittiğini rivayet etmişti: "İnsanlar Rasulullah (s.a.v)'e hayır hakkında soruyorlardı. Fakat ben, bana dokunmasından korkarak şer hakkında soruyordum. Dedim ki; "Ya Rasulullah biz cahiliye ve şer içindeydik, 'u Teâla bize bu hayrı getirdi. Peki bu hayırdan sonra şer var mı?" Dedi ki; "Evet, fakat içinde karışıklık ve şer var". Dedim ki; "O karışıklık nedir?" Dedi ki; "Bir takım insanlar benim gösterdiğim yolun (hidayetin) dışında benim sünnetimin tersine ümmeti idare edecekler. Onları bileceksiniz ve onları kabul etmeyeceksiniz." Dedim ki; Bu hayırdan sonra şer var mı?" Dedi ki; "Evet. Cehennemin kapılarında davetçiler olacaktır. Kim onlara uyarsa onu cehenneme atacaktır" Dedim ki; "Ya Rasulullah, bize onları tarif et? Dedi ki; Onlar bizim milletimizden (dinimizden) insanlardır. Bizim aziz duygularımızla seslenerek) bizim dilimizle konuşurlar" Dedim ki; "Bunların zamanı bana yetişirse bana ne emredersiniz?" Dedi ki; "Müslümanların cemaatından ve Halifesinden ayrılmazsın" Dedim ki; "Eğer müslümanların cemaatı ve Halifesi yoksa" Dedi ki; "O zaman bütün cehenneme davet edenlerden uzak dur. Velev ki bir ağacın köklerini ısırıp kalsan da ölüm sana gelinceye kadar o durum üzere kal." (Buhari)
kardeşlerim ayetler ve hadisler açık,herkes kendi payına düşeni alsın vesselam
O ayette "namazı ikame etme"nin manası islamın tamamı kastedilmektedir. tefsirlere bakabilrsin bazan cüz teleffuz edilerek tamamı kastedilir bazen tamamı söylenerek bir cüz kastedilmektedir. Kuran daki ayetlerde bunun örneklerine rastlanır ve tefsirlerde açıklar bunu. Kendileri namaz kılıyor ve namaz kılana birşey yapmıyorlar doğru ama islamı uygulamıyor ve uygulanmasını isteyenlere de engel oluyorlar. yani namazı ikame yani islamı, islam şeriatını tatbik etmiyorlar demektir.
Zalim de olsa otoriteye itaat konusuna gelince; devamlı kastedilen şey kendi zulüm yaptığı gevşeklik gösterdiğidir. İslamı uygulamaktan dönerse açık küfür emarelari görülürse bile bile ve isteyerek hükümleri icra etmez ve zıttını ikame ederse iş değişir.
Örneğin Hulafa i Raşidinden sonraki halifeler başta muaviye olmak üzere devamlı tartışma konusu olmuşlardır. Zalim oldukları, hilafeti saltanata cevirdikleri için halifelikleri batıldır denir ve eleştirilirler. Evet hataları olmuştur kimi zaman zulme bulaşanlar çıkmıştır gevşeklik göstermişlerdir bir çoğu ama islam hükümlerini uygulamışlardır. Açık küfre bulaşmamışlardır. İşte bu halifeler de görülen yanlışlar düzeltilmeye çalişilmalı ve itaatten el çekilmemeli. Müminler sabr göstererek bunları düzeltmeye çalişmalıdır.
Bu iki ince noktaya dikkat edersek biraz daha netleşir....
Sonraki başlık Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız